İzzet Ara, Koma Etmedik Gayret!

Posted by on Tem 4, 2016 in Aklımdan Geçenler
No Comments

Gün gelir, tüm güveni sarsılır insanın. Bir ufak hata, bir ufak hareket, darmadağın ediverir herşeyi. Hayat çok garip… Aklından geçirdiğin, önüne gelir bir anda. Az evvel duyduğun bir söz, bir öğüt, bir anda ders olur çıkıverir karşına. Her insanın asla yapamam dediğini yapar en yakınındakiler. Bir anda karşına geçerler. Bir söz veya bir acaba olmaksızın vurur darbesini, indirir sillesini. Az evvel “Hiç olur mu canım?” dediğine hak verirsin. Belki de hiç düşünmez, geçer gidersin. İnce düşünenler çok incinirler. İnce olup, incinmemek lâzımmış. Geçenlerde okuduğum bir kitapta şu satırlara rastgeldim. Bir babanın oğluna bundan 1100 yıl evvelki nasihati şu şekilde başlamakta:

Sevgili Oğlum,
Allah seni muhafaza etsin ve bana da hep mutluluğunu göstersin. Müminlerin Emiri üzülerek senin toplumumuzla alakalı işleri avlanma ve eğlenceden dolayı ihmal ettiğini öğrenmiş bulunuyor. Sana daha çok onur verecek işleri yapmaya gayret etmelisin. Çünkü insanın akranları onu sadece iyi veya kötü alışkanlıklarına göre tanırlar. Selametle!

Ve mektubunun sonuna şu dizeleri ekler:

Gün boyu, izzet ara, koma etmedik gayret,
Sevgilininin yokluğunda azimetle sabret.
Gelince yavaş yavaş, gecenin gölgeleri,
Her bir habasete iner bir hicâb-ı zulmet.
Ezvâk-ı kalbî ile hoşça tut saatleri,
Erbâb-ı yakînin zira, gündüzdür gecesi.
Nice var gündüzleyin zor hayatla boğuşur,
Lakin onlara gece bir hoş iklim oluşur,
Gecedir üstelerinde kılıç-veş perdeleri,
Ger gece olurlar şâd, hele ki seher vakti.
Oldur ahmak kim ki ider ezvâkını ifşa,
Rasad ehli rakîbe, hem hasûd a’dâsına

Dostlar

En değerli hazine, hâlini bilen ve anlayan bir dost imiş. En yakınındakiler bile dikenli teller ardından gülümsüyorsa, hicret vakti gelmiş demektir. Yine geçenlerde özgeçmişini okuduğum bir yazar, insanın başına gelenleri değerlendirirken, yapması gereken en doğru şeyi ilginç bir örnekle özetlemekte:

“Artık toynak sesini duyar duymaz at düşünmeyi bırak!”

Her gün binlerce meseleyle baş başa kalır insan. Binlerce düşünce geçer kafasından. Edindiği düstur, karakteri, ahlâkı ve edebi, kısaca herşeyiyle O’nu örnek almalı. Şüpheli olunan bir halde, insanın kendisine sorabileceği tek bir soru, bütün kapıları açıp, karanlığı aydınlatmakta: “O olsa ne yapardı? O ne yaptı. Neden yaptı? Esbab-ı mucibesi ne idi?” Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen sevgili, tüm karanlıkları aydınlatmakta. Acaba biz ne kadar bunun bilincinde hareket etmekteyiz?

Vasıl-ı yâr olabilecek misin?
Üryan geldin, üryan gideceksin-
Hak’tan geldin, Hû’ya gidebilecek misin?
Muhabbet ekip, dua biçebilecek misin?
Gönüller yapıp, bir gönle girebilecek misin?
Cebinde çok iken, gönlünde yok edebilecek misin?

Göçüp gidenler, izzet bulanlar, Hakta olanlar adına!

# # # # # # #